|
Mehmet Gümüş: Tarihi: 8 Haziran
2004
"Sanatın Kaynağı Toplumsal
Yaşamdır "
Başta
bağlama olmak üzere birçok müzik aleti de çalabilen
Mehmet Gümüş'e göre sanat; "Toplumsal ilişkilerin
estetik bir ifadesi..." "Korkarım Gideceskin"
adını verdiği yeni albümünde, son dört yılda bestelediği
40 kadar ezgi arasından aldığı 12 eser var.Prodüktörlüğünü
Onur Akın'ın, arnjörlüğünü ise Cebrail Kalın'ın
yaptığı bu yeni albüm; 'Eylül Müzik ve 'Seyhan
Müzik' ortak yapımı olarak dinleyicilere sunuldu.Söz
yazarları arasında İbrahim Karaca, Ahmet Can Akyol,
D.Ali Akınet, Bülent Kaya gibi isimlere yer veren
Mehmet Gümüş yeni albümünde türkü tadında yeni
besteleriyle çıkıyor karşımıza.
Birgün:
Türkünün Tanımı konusunda görüşleriniz olduğunu
biliyoruz.Nasıl tanımlıyorsunuz türküyü?
Mehmet Gümüş:
Halk Müziği için, bağlı olarak da türkü için;
"Bestecisi belli olmayan, ağızdan aüıza yayılan
müziktir." tanımlaması yapılır.Akademisyenler
de dahil, ciddi bir taraftarı ve bu görüşün.Müzisyen
dostlarımızla da sık sık konuşuruz bu konuyu.Gerek
bu tartışmalarımızda gerekse medyada katıldığım
programlarda, bu tanım üzerinden türküyü anlamanın
kavramının olanaksız olduğunu savundum hep.Geçerliliğini
yitiren bir tanım olduğunu, türkünün yeniden tanımlanması
gerektiğini savundum.
Beni onaylayanlar çok
oldu.Şu ana değin oratada duranlar olsa bile,
başta belirttiğim o yerleşik tanım üzerinde fazla
direnen olmadı.Ama tartışma yeterince sahiplenilmedi.Bilimsel
bir platforma taşınamadı, ya da ateşlenemdi.Dolayısıyla
türkü bu yerleşik tanım üzerinden anlatılmaya
devam ediyor.Yüzyıllar öncesinden de gelse, her
halk müziği ezgisinin bir yaratıcısı vardır aslında.Sorun;
iletişim, teknoloji ve toplumsal bilinçle ilgilidir.Şöyle
ki;100 yıl önce Artvin'de
ya da Hakkari'de bir türkü yakıcısını (bestecisini)
düşünelim. Türkünün yakıldığı köyden bir başka
köye, oradan da bir başka ilçeye ve ile ulaşması
kimi zaman 50 yılı bulabiliyor.Hatta üreten kişi
öldükten sonra ezgisi 200-300 km. ötede ki bölgeye
ulaşabiliyor.Bu sosyal ekonomik gerçeklikler nedeniyle
kimi ezgiler de unutuluyor,yok oluyor.Kimileri
de zaman içinde değişimlere uğruyor.Zira, coğrafi
özellikler, beğenir ve alışkanlıklar nedeniyle,
ezgilere eklemeler yapabiliyor.Bazı bölümler çıkartılıyor
ya da değiştiriliyor.
Birgün:Bu
değişimler bilinçli olmuyor elbette...
Tabi bunların hiç biri bilinçli olarak yapılmıyor.Hatta
türkü yakıcısı aransa bile bulunamıyor.Yani 'iz
sürmek' mümkün olmuyot.Ezgi halka mal oluyor,
anonimleşiyor. Tüm bunlardan yola çıkarak "türkünğn
bestecisi olmaz" biçimindeki tanımlamada
ısrar etmek doğru olmayan bir yaklaşımdır.Aksi
olursa, Neşet Ertaş'ın, Mahsuni'nin, Aşık Veysel'in,
Zülfü Livalneli'nin bestelerine ad koymakta güçlük
çekeceğiz. Altını çizerek söylüyorum ki; "Kendimi
de içinde saydığım onlarca besteci günümüzün türkülerini
besteliyorlar.Önleri açık olsun."
Birgün:Türküler
toplumsal yaşamdan ve dünyada ki gelişmelerden
etkileniyor mu? Etkileşimler türkülerde nasıl
değişiklikler yaratıyor? Bu etkileşim ve değişim
dejenerasyona kadar gidebilir mesela. Bu durumun
karşısında ne yapmak gerekiyor?
Türkü formunu (türkü kalıbını), halk müziği
kültürünü iyi bilerek bu işe soyunmak yetmiyor...Toplumdaki
ve dünyadaki sosyolojik ve teknolojik değşimleri
iyi anlamak gerekir.Şöyle ki; sağlıksız da olsa
hızlı bir kentleşme yaşanıyor.Kırsal üretim ilişkileri
giderek dağılıyor.
Teknoloji de hızla gelişiyor.Yani
gelin artık ata binmiyo, taksiye ya da uçağa biniyor.'Bir
yiğit gurbete gittiğinde' cep telefonuyla hemen
sevgilisini arayabiliyor. Alışkanlıklar, beğeniler
değişiyor.Tabi bu değişim sağlıklı bir seyir izlemediğinden
kültürel, sosyal, etik alanda kirlenme ve dejenarasyon
kaçınılmaz oluyor, sanat üreticisinin bu toplumsal
değişimleri de iyi okuması ve anlaması gerekir.Kendi
alanımızdan somutlarsak "türküyü kente indirmek
gerekir"
Birgün:Bu
anlayışla türkü yaptığını söyleyen pek çok kişi
va.Bunları değerlendirmek mümkün mü?
Mehmet
Gümüş: Tabi ki bu bir yaklaşım
ve kavrayış sorunudur.Bu anlayışla yapılan üretimlerin
ne kadarı 'türkü' tanımını kapsar, ne kadarı bu
adı hak eder, ne kadarı ökendini geleceğe taşır...Önemli
bir konu...Yüzyıllardan bu yana, toplumumuzun
duygu, düşünce ve özlemlerine en yalın bir biçimde
yansıtan, değerli türkülerimize ve onu üretenlere
duyduğum sonsuz saygımı vurgulamayı borç bilirim.
Birgün:Ülkemiz
insanının yaşamında ezilmişlikten kaynaklanan
muhalif bir çizgi var.Bu muhalif çizgi üzerinden
yapılmaya çalışılan isyan türküleri var.Bunlar
da çoğu zaman sanattan ve müzikal değerler uzaklaşıyor.Bu
durumu değerlendirebilirmisiniz?
Mehmet
Gümüş:
Saptamanıza katılıyorum.Sanatın biçim, öz ve estetik
gibi temel öğeleri vardır.Bunların hiçbiri ihmal
edilemez.Gerçek muhalifler bu kuralları iyi bilirler
ve atlamazlar.Picasso bir muhalifti, theodorakis
de Nazım da Aziz Nesin de...
Zaten daha önce de belirttiğim gibi sanatın kaynağı
toplumsal yaşamdır.Acılar, sevinçler, aşklar,
yolsuzluklar, yoksulluklar, anti demokratik uygulamalar,
savaşlar, barışlar vs...Bu olgular, eleştirel
ve muhalif bir çizgi üzerinden, estetik bir bakış
açısıyla sanatsal üretime dönüştürülebilir.
Birgün:
Konserlerinizden konuşalım.En yakın konseriniz
ne zaman?
Mehmet
Gümüş:
Bu ay ve gelecek ay konserim var.Ama, Birgün gazetesinin
26 haziran Cumartesi gecesi düzenleyeceği konseri
çok önemsiyorum.Esenkent Rıfat Ilgaz Açıkhava
Tiyatrosu'nda gerçekleşecek olan bu geceye katılmaktan
ve bestelerimi kitlelerle paylaşmaktan onur duyacağım. |