|
Cumhuriyet Gazetesi - Mayıs
2003
|
Daha çok besteleriyle tanınan
Mehmet Gümüş, yaptığı müziğe "günümüz türküleri"
diyor.
ASLOLAN DUYGUDUR
Mehmet Gümüş: Türkü formunu müzisyen biliyorsa;
yaşanan teknolojik, sosyolojik gelişmeleri izliyorsa
ve otantik öğelerle evrensel öğeleri bu bilinçle
birleştirebiliyorsa ortaya çıkan müzikal ürün
türkü olmaya aday demektir. Ve çoğu günümüzün
türkülerini oluşturur.
Türkülerimizin toplumumuzda saygın bir yeri vardır.
Kırsal kesim kültürünü yansıtır... daha çok hakim
kültürdür. Ama dünya o kadar hızla değişiyor ki...
sosyoekonomik anlamda değişiyor. Çarpık da olsa
hızlı bir kentleşme de yaşanıyor. Türkünün kente
girmeye hakkı yok mu?
Mehmet Gümüş, tüm sıkıntılı zamanlarında şiire
ve müziğe sığınan bir sanatçı. Yalnızca sıkıntılı
değil, güzel anlarını da müzikle süsledi. Çocukken
kırlarda koşarken, babaannesinin dizinin dibinde
oynarken kaçakken ya da cezaevindeyken hep müzik
vardı yaşamında. Karadeniz'in sert dalgalarının
lacivertten beyaza dönüp yeşile vurduğu Fatsa'da
içine müzik doğdu, büyüdü v ebir daha bırakmadı.
İstanbul'da 1 Mayıs'ta Çağlayan Meydanı'nda iki
şarkıyla işçilerin birlik, dayanışma gününe omuz
veren Mehmet Gümüş, ertesi gün Trabzon'da sahne
aldı. Müziğine kaynaklık eden Fatsa'da Cumartesi
günü memleketiyle kucaklaşan Gümüş bu akşam'da
Ordu Kapalı Spor Salonunda konser verecek. Mehmet
Gümüş, Karadeniz turnesinden döner dönmez 14 Mayıs'ta
Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi'(nde bir konser
verecek.
Babaannenin Akordeonu
Mehmet Gümüş, ilk ve ortaöğrenimini Fatsa'da tamamladı.
Akordeon çalan babaanne, türküler söyleyen dede,
bağlama çalan babanın bulunduğu ailede müziğe
yönelmesi kaçınılmazdı. Ankara'da Gazi Eğitim
Enstitüsü Müzik Bölümü'nden mezun olduktan sonra
memleketi Fatsa Lisesi'ne müzik öğretmeni olarak
tayin edildi. Bir buçuk yıl öğretmenlikten sonra
1980 Temmuz'unda Hokta Operasyonu sırasında kaçmak
zorunda kalan Mehmet Gümüş, 12 Eylül'den sonra
yakalandı.
Beraat ve Tazminat
Amasya ve Erzincan cezaevlerinde 8 yıl yattıktan
sonra tahliye oldu. İdam talebiyle yargılanan
Gümüş, beraat etmesi nedeniyle açtığı tazminat
davasını kazanması durumunda parasını yardım amacıyla
kullanmayı planlıyor. Tahliye olduktan ve askerliğini
de tamamladıktan sonra Gümüş, bildiği tek şey
olan müziğe yönelir.
Unkapanı'na Gidiş
Kaset çıkarabilmek amacıyla Unkapanı'nda yapımcıların
kapısını çalan Gümüş'ün eserleri beğenilir. 19990'da
"Gül Yangını Ömrümüz" albümüyle profesyonelliğe
adımını atan Gümüş, verdiği halk konserlerini
de 1992 yılında bir albümde topladı. 1994'de "Gülümsedik
Gökyüzüne" 1998'de "Solmasın Yüzün" albümünü çıkaran
Gümüş, müzikte 13. yılında beşinci albümü "Korkarım
Gideceksin"i geçen günlerde çıkardı. Gümüş yaptığı
müziği anlatırken "türkü değil" yorumuna katılmıyor.
"Her ortamda da bunu tartışırım" diye anlatmaya
başlıyor: "Ben türkü formatlı besteler diyorum.
'Günümüzün türküleri' diyorum. Günümüzün değişimleriyle
örtüşüyorsa başka ne denilebilir ki? Aşık Veysel'in,
Neşet Ertaş'ın, Aşık Mahzuni'nin, Zülfü Livaneli'nin
yaptıkları günümüzün türküleridir."
Sanatın Konusu
Sanatın kaynağı toplumsal yaşamsa, toplumda yaşanan
her şeyin sanatın konusu olduğu görüşünü savunan
Gümüş, değişimden türkülerin de etkilendiğini
düşünüyor: "Türkülerimizin toplumumuzda saygın
bir yeri vardır. Ama dünya o kadar hızla değişiyor
ki... sosyoekonomik anlamda değişiyor, insanların
beğenileri, alışkanlıkları değişiyor. Çarpık da
olsa hızlı bir kentleşme de yaşanıyor. Şehirde
de köyler oluştu diyebilirsiniz. Eskiden türkü
yapıldığı zaman, diyelim Artvin'deki türkü batıya
gelinceye kadar birtakım değişimlerden geçerdi.
Radyo, televizyonun olmadığı dönemlerden söz ediyorum.
Derlemeciler ellerinde kayıt cihazlarıyla alıp
getirirlerdi." "Türkünün kente girmeye hakkı yok
mu" diye soran Mehmet Gümüş, "türkü bestelenmez"
düşüncesiyle de şöyle tartışıyor: Türkü formunu
müzisyen biliyorsa; yaşanan teknolojik, sosyolojik
gelişmeleri izliyorsa ve otantik öğelerle evrensel
öğeleri bu bilinçle birleştirebiliyorsa ortaya
çıkan müzikal ürün türkü olmaya aday demektir.
Ve çoğu günümüzün türkülerini oluşturur. Zaten
sanatçı bu değişimlerin farkındaysa bir yere varabilir.
Yoksa halk bir yerde, sanatçı bir yerde, toplum
bir yerde zaten bir yere varamaz. Ben kendi müziğimi
anlatıyorum. Çağdaş halk müziği de diyebilirsiniz
ama sözlerin üzerinde durmuyorum, adı önemli değil.
İnsanlar besteyi severse, yıllar geçse de hafızalardan
silinmezse türküleşme süreci yaşanır.
Önce Şiir ve Sözler
Gümüş, müziğin ilk adımının şiir ve sözler olduğu
düşüncesini eserlerine de yansıtıyor. "Korkarım
Gideceksin" in kendisinin olduğu kadar şiirlerinden
yararlandığı Bülent Kaya, İbrahim Karaca, Can
Akyol, ahi Akınet'in eseri olduğunu söylüyor:
"Önce şiir vardır... sonra beste. Onun için benim
bestelerim tutulduysa onu şairlere borçluyum.
O besteyi yaparken aldığım duygu o şairlerden
aldığım duygudur. Sanatçı biriktirir, biriktirdiklerini
toplumdan alır. Sanatçı toplumla birlikte yaşıyorsa,
gülünce gülebiliyorsa, ağladığı zaman üzülüyorsa,
çare bulmak için çaba sarf ediyorsa üretken olabilir.
Sanatçının toplumdan biriktirdiklerini duygusuna
yansıtması, bir bakış açısıyla türküye dönüştürebilmesi
önemlidir. Benim için asıl olan duygudur."
İlk Beste Cezaevinden
Cezaevinde ilk yaptığı beste olan ve Edip Akbayram'ın
yorumuyla sevilen "Karadeniz Karadeniz" dışında
Mehmet Gümüş'ün eserlerini Yavuz Bingöl, Banu
Kırbağ, Nurdan İpek'de okuyor. Genellikle kendi
bestelerini söylemeyi tercih eden Onur Akın Gümüş'ün
"Asude" adlı eseriyle bu kuralını bozmuş. Yaşamı
güzelleştirmek için dostluklara büyük önem veren
Mehmet Gümüş, bu albümünü Onur akın'la birlikte
hazırlamış: "Dost ilişkimizin müziğimize yansıması
bu. Müzik tarzlarımız, hayata bakışımız çok yakın.
Birbirimizi etkiliyoruz. Yaşadığımız coğrafya
da müzikal anlamda İnsanların birbirini etkilemesi
çok doğal.
Albüm Yapmak Emek İster
Gümüş dinleyicilerden 45-50 dakika da dinlenilen
bir albümün büyük bir emek sonucu hazırlanmış
olduğunu bilmelerini, ona göre değerlendirmelerini
istiyor: "Bir albüm yapmak çok emek isteyen bir
iştir. Beste aşaması, şiir aşaması, düzünleme,
kayıt aşamaları için yoğun çalışmak gerekiyor.
Bir albüm 200 saat, yani iki aya yakın bir zaman
çalışmayla tamamlanabiliyor. Emekten yana yüreği
akan insanların bu emeği görmelerini istiyorum."
|