|
YENİDEN DERGİSİ - Mart 1998
|
Solmasın yüzün...
"Bestelerimden çoğunun yaşadığımız bir döneme
tanıklık ettiğini düşünüyorum..." diyen sanatçı
Mehmet Gümüş"le yaptığımız röportajı yayınlıyoruz.
Yeniden: İsterseniz
önce, Ada Müzik'ten çıkardığınız dördüncü albümünüz
"Solmasın Yüzün" ile başlayalım...
Mehmet Gümüş: Dördüncü
albümüm 11 parçadan oluşuyor. Türkü formunda bestelerin
ağırlıkta olduğu bir çalışma. Bir de anonim türkü
var. Daha önceki albümlerimde hemen hemen tümüyle
kendi bestelerime yer vermiştim. Dördüncü albümde
ise kendi bestelerimin yanında diğer besteci dostlarımın
da eserleri var.
Albümdeki ilk şarkı, barış ve sevginin toplumsal
yaşama kattığı mutluluğu anlatırken; B-3'teki
Sitemkarım adlı türkü, yaşanmakta olan yolsuzlukların,
haksızlıkların, kişisel çıkarlara dayalı, karanlık
ve kirli ilişkilerin toplumda yarattığı olumsuz
etkilere vurgu yapıyor. Albümdeki eserlerin gerek
konuları, gerek ritmik kurguları, gerekse melodik
yapıları birbirinden farklı özellikler taşımakla
birlikte, bir bütünü tamamlayan parçalar olarak
da yerinde etkisini koruduğunu düşünüyorum.
Ayrıca CD de hazırladık, A3'teki ezgiye (solmasın
yüzüne) klip çektik.
Yeniden: Müziginizi
nasıl tanımlıyorsunuz?
Mehmet Gümüş: Özetle
çok sesli bir anlayışı benimsediğimi, otantik
gğölerle, evrensel öğelerin ahenkli bir uyumunu
amaçladığımı söyleyebilirim. otantik öğelerle
halk müziğini kastediyorum. Müzik yapısı olarak
müziğimi besleyen en önemli kaynak budur ki, türkü
formunda bestelerin üretilmesinin temelinde bu
vardır. Belirttiğim anlayışın çok önemli bir işlevi
olduğunu düşünüyorum. Çünkü türkünün kentle, kentliyle
buluşması, hızla yaşanan soylolojik, teknolojik
gelişmelerden geri kalmaması gerekmektedir. Böyle
olursa ancak, türküyü geçmişten günümüze, günümüzden
geleceğe taşıyabiliriz. (Kültürel değerlerin bir
çoğu için de aynı şeyleri söylemek mümkün). Bu
yerelle (otantik-folklorik) evrenselin, uyumlu
beraberliğiyle sağlanabilir... Burada dikkat edilmesi
gereken, yerelin (Türkü veya türkü formunda bestelerin)
özünü bozmadan olayı başarabilmektir. Bu alanda
güzel örnekler veren sanatçılar var ülkemizde.
Bu anlamda benim müziğime ve daha birçok sanatcı
arkadaşın yukarıda değindiğim anlayışla ürettikleri
müziklere "Çağdaş Halk Müziği" adının
uygun düştüğünü düşünüyorum. Bu tanımdan kalkarak
"Çağdaş Halk Müziği de mi var?" gibi
anlamsız bir soru akla getirilmemelidir.
Yeniden: Albümlerinizle
ilgili sorulara tekrar döneceğiz. Şunu sormak
istiyoruz, ülkemizde her alanda olduğu gibi kültür
ve sanat alanında da bir yozlaşma var, Sizce neler
yapılmalı?
Mehmet Gümüş: Bu konuda
bazı bireysel çabaların, bazı siyasi oluşumların
ve az sayıdaki kültür-sanat merkezlerinin etkinliklerinin
dışında kayda değer çalışmalar yok. oysa ileri
bir toplum projesi için mücadele eden tüm oluşumların
kültür sanat olgusunu ihmal ederek bir yere varamayacağı
açıktır. Çünkü yozlaşma ve kirlilik, politik,
ekonomik, kültürel, sanatsal, bilimsel, etik vb.
tüm alanlarda var. Dolayısıyla bu alanların hepsini
merkezine alan bir mücadele anlayışıyla ileri
bir toplum idealine ulaşılabilir. Bu anlamda alternatif
bir kültür ve sanat anlayışının oluşması için
işe mutlaka yerel inisiyatiflerden başlayarak
ve yaşayarak; gerek yaşadığımız sistemin, gerekse
tüm sosyalist deneylerin ve mücadele biçimlerinin
bütünsel bir eleştirisinin yapılması gerekir.
Bu eleştirel zemin, pratik sürecinihtiyaçlarına
yanıt verecek tarzda yeniden şekillenmelidir.
Böylelikle gerçek yaşamdan beslenen çözüm önerilerinin
zaman içinde bir anlayış zemini sağlanması mümkün
olabilir.
Yeniden: Sanat - politika
ilişkisi konusuna nasıl bakıyorsunuz?
Mehmet Gümüş: Sanat
ve politika kültürün önemli öğelerindendir. Kendi
alanlarındaki özgüllüğünün belirleyici olması
gereğini de unutmadan, birbiriyle sürekli iletişim
içinde olmasını düşünmek doğru bir anlaayıştır.
Sanat politikayla ideolojik anlamda bağ kurmalıdır.
Ancak sanatı politikanın aracı olarak düşünmek
doğru olmaz. Bu iki olgu birbirine güç veren,
dayanışan. birbirini besleyen ve aynı zeminde
boy vermesi açısından birbiriyle sürekli iletişim
içinde olan iki güzellik olarak düşünülmelidir.
Özetle bunları söyleyebilirim. aslında bu başlı
başına bir tartışma konusudur.
Yeniden: Sanatı nasıl
tanımlıyorsunuz. nasıl bir anlayışla ele alınmalı?
Günümüzde sanatçının sorumlulukları nelerdir?
Mehmet Gümüş: Toplumda
yaşanan ilişki ve çelişkilerin estetik bir ifadesi
olarak düşünüyorum. Estetik sözüne vurgu yapmak
isterim. Zira, biçim, öz ve estetik, sanatın terk
edilemeyecek unsurlarıdır. Bunlardan hiçbirini
ihmal etmeden toplumda yaşanan tüm sosyo-ekonomik
gerçeklikler (Yolsuzluklar, yoksulluklar, kirli
savaşlar, yargısız infazlar, demokrasi, barış,
insan, doğa, çevre, özlem, sevinç, keder vb.)
sanatın konusudur. Bu konuların sanatsal ifadesindeki
başarı sanatın düzeyini açıklar.
Sanatçının sorumluluklarına gelince; gerçek sanatçıların
ve bilim insanlarının toplumda ve dünyadaki altüst
oluşlardan kopuk olmaması gerekir. Bu toplumsal
sorunlara yabancılarsa ya da ilgisizlerse ürettikleri
yaşamla örtüşmez. Yani toplumu saran bir yığın
sorunlar varken sanatçı bilmem nere sahillerinde
ayışığına bakıp beste yapmaktan başka hiçbir konu
ile ilgilenmiyorsa O'nun sanatının da, sanatçılığınında
fazla bir anlamı yoktur bence. Sanatçının duyarlılığın
ötesinde öncülük görevi de vardır. Bilinmelidir
ki Dünya'da ve Türkiye'de topluma karşı sorumluluklarını
unutmayan sanatçı ve bilim insanları kalıcı izler
bırakmışlardır.
Nazım Hikmet'in, Yılmaz Güney'in, Aziz Nesin'in,
Robespierre'in, Bela Sartok'un, Aragon'un, Picasso'nun,
Pablo Neruda'nın, Theodorakis'in büyüklüğü buradadır.
Yeniden: Tekrar müziğe
dönelim. Sizin bilinen ve sevilen çokça şarkınız
var. "Karadeniz Karadeniz, Anneler Günü,
Bir düş Uçuracağım, O sönmez gibi. Birçok sanatçı
da okudu bunları. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Mehmet Gümüş: Birçok
sanatçı dostum şarkılarımı albümlerinde okudular.
"Karadeniz" dokuz ayrı albümde okundu.
Bestelerimin sevilmesi, paylaşılması çok mutluluk
ve onur verici bir duygu. Çünkü bestelerimin çoğunun
yaşadığımız bir döneme tanıklık ettiğini de düşünüyorum.
Yeniden: Yeni kasetiniz
"Solmasın Yüzün" de de insanların çabuk
sahipleneceği güzel parçalar var mı?
Mehmet Gümüş: Kimse
"yoğurdum kara" demez tabi ama, yanıt
olarak emin olabilirsiniz diyorum. Çünkü her yaptığım
çalışma, bir öncekinin deney ve birikimleri üzerine
yükseliyor.
Yeniden: Müzik grubunuzdan
söz eder misiniz?
Mehmet Gümüş: 1990'dan
bu yana grubumdaki müzisyen arkadaşlarla yurtiçi
ve dışında konserlere gidiyorum. Gruptaki elemanların
zaman zaman değiştiği de oldu. Ama çoğuyla uzun
zamandır birlikteyiz. Yan flüt, perküsyon, bas
gitar, akustik gitar ve bağlama çalıyoruz sahnede.
ayrıca yeni albümüm sounduna uymak için yan flüt
çalan arkadaşım Fatoş, bazı türküler de mey de
çalacak, epeydir mey dersleri alıyor. Arkadaşlar
vokal de yapılorlar. Ben de hem şarkı söylüyor,
hem de bağlama çalıyorum. Yani sahnede herkes
iki iş yapıyor. Bilinen nedenlerden dolayı tam
kadro gidemediğimiz konserler de çok oldu. Bunun
beni üzdüğünü söylemeliyim ama belirtmeliyim ki
işimi çok severek yapıyorum. Konserler ve kaset
çalışmalarımın daşında müziğe hemen hemen her
gün zaman ayırıyorum.
Yeniden: Sıkça konserlere
çağrılıyorsunuz. Memnun musunuz?
Mehmet Gümüş: Yılda
yaklaşık 25-30 civarında konserim oluyor. Bu çok
değil aslında. Bu sayıyı arttırmak istiyoruz.
Gittiğimiz her konserde yeni dostlarla tanışıyoruz.
Yeni dostluklar kuruluyor. insanlarla aynı duyguları
paylaşmanın, erişilmez mutluluğunu yaşıyoruz konserlerde.
"Memnun musunuz" a gelince; genel olarak
tabi ki çok memnunum ama birçok nedenden dolayı
bazı konserlerde üzüldüğüm çok oldu. Ses düzeni,
etkinlik mekanının fiziki yapısı, organizasyon
konusu ve bilinen diğer nedenler etkinliğin başarısını
belirler. Bunlardan biri ya da birkaçı eksikse
iyi bir etkinlik yapılamaz. İşte üzüntülerim bu
eksiklikler nedeniyle olmuştur. Çünkü kötü bir
etkinlik ya da konser, hem düzenleyen oluşumu
hem de sanatçıyı yıpratır. Bizler alışılmış türdeki
etkinliklerin başarılmasından öte, bu alanda da
bir yenilenmeyi, bir sıradışılığı yakalamalıyız.
Onun için dostlara şunu belirtmek istiyorum: Etkinlik
düzenlemek çok ciddi bir iştir. Emek ister, sorumluluk
ister, deneyim ister. Bilinmelidir ki; kültürel
etkinlikler kitlelere ulaşmanın, onlarla buluşmanın
en önemli zeminlerindendir.
Röpörtaj tarihi: Mart 1998
|